Bir viski blogu.
Viskinin hakkını vermek

Yıllardır viskiye dair en yaygın tartışma, “viski nasıl içilir?” sorusu olabilir. Tartışmanın bir tarafında “viski şöyle-böyle içilir” diyenler, diğer tarafında “bırakın nasıl isterse içsin insanlar” diyenler var. Konu her açıldığında da yorumlarda enerji içeceği veya kolayla karıştırarak içenlerin isyanını görebilirsiniz.
Benim de kafam karışık kaldı uzun bir süre. Herkes nasıl isterse öyle mi içsin, yoksa “doğru yol”dan içmeyeni uyarmalı mı? Sanırım bu konudaki tartışmayı sonlandırmanın yolu, sadece bir temel ayrım yapmak. Viski tadıyor muyuz, yoksa içiyor muyuz? Yani İngilizce’de appreciation dendiği üzere viskinin hakkını mı veriyoruz, yoksa üzerine düşünmeden yalnızca yudumluyor muyuz? Bu ayrımı yaptığımızda, eğer tadıyorsak, hakkını vermek için dikkat etmemiz gereken şeyler olduğu çok açık.
Whisky appreciation
Ünlü viski yazarı Charles Maclean, Whiskypedia kitabında, whisky appreciation’ın 4, hatta 5 duyuya hitap eden bir duyusal değerlendirme süreci olduğunu belirtir. Bir viskiyi önce görür ve rengi hakkında düşünürüz. Sonra koklarız, bize neler çağrıştırdığını düşünürüz. Tadarız. Viskinin dokusunu ağızda hissederiz (dokunma). Bu biraz tartışmalı olsa da kadehe doldururken sesini duymak bile bu sürece dahildir. Fakat bu 5 duyu arasında Maclean’e göre açık ara en önemlisi kokudur, çünkü tat alma ve görmeye göre koku duyumuz çok daha güçlüdür. Milyonda bir partikül, milyarda bir partikül, hatta viskide bulunan bazı bileşiklerin trilyonda bir partikül derişiminde bile kokusunu alabiliriz. Demek ki viski tadımı diye adlandırıyor olsak bile tadım kadar koklama kısmı da önemli.
Toplumda yaygın görülen birçok pratik, viskiye hakkının verilmesinin önüne geçiyor. Şimdiye kadarki tecrübelerime göre viskiyle en iyi anlaşmanızı sağlayacak noktaları aşağıda bir hızlı tur olarak sıralayacağım. İyi okumalar.
Viski tadımında dikkat edilmesi gerekenler
Viskinin kalitesi
İnsanlar yıllarca en düşük kalite blended scotch viskileri deneyip, viskiyi sevmediklerini ya da sek içemediklerini düşünürler. Özenle, ilgiyle yapılmış craft içkiler yerine seri üretim halinde, büyük oranda maddi motivasyon ile yapılmış içkiler içildiğinde tadıma dair tüm bu zahmetlere girmeye pek de gerek olmayacaktır. Yani birinci adım tadılmaya değer bir viski edinmek.
Kadeh seçimi
Kadeh, viskiyi doğru koklayabilmek için çok önemli bir unsurdur. Alt kısmı geniş, ağız kısmı daralan kadehler bir viskiyi en iyi şekilde koklamanızı sağlar. Bu konuya geniş değinen yazıma şuradan ulaşabilirsiniz. İskoçların belirlediği standart, Glencairn tarzı kadehtir. O yoksa Copita adlı tadım kadehi her türlü içkinin koklanması ve tadımı için uygundur. Herhangi bir mekanda bu ikisinden de mahrumsanız beyaz şarap kadehi tavsiye ederim, Copita’ya çok benzer.
Tadım söz konusu olduğunda,Viski bardağı denince akla gelen tumbler’dan kaçının. Ağzı geniş olduğundan, kokular konusunda size ihanet edecektir.
Görsel değerlendirme
Viskinin rengi çok güvenilir bir dayanak olmasa da koyu renkler genelde ex-sherry fıçılarda olgunlaşmış viskilere işaret eder. Daha açık renkler ex-bourbon fıçılarda dinlenmiş demek olabilir.
Kadehi hafif bir salladığımızda viskinin kadehin çeperlerine tutunması ve aşağı akması viskinin bacakları olarak adlandırılır. Bu bacaklar ne kadar yavaş akıyorsa ve kalınsa alkol oranının ve viskozitenin o kadar yüksek olduğunu anlarız. Hızlı akan ve kılcal gözüken bacaklar düşük alkole ve düşük viskoziteye işaret eder. Dolgun ağız hissini sevenler için burası önemli.
Koklama
Viski yüksek alkollü bir içki olduğundan burnu kadehin en içine kadar sokmamakta fayda var. Burun veya genziniz geçici hissiyat kaybı yaşayabilir. Deneyerek doğru uzaklığı bulmak gerekir.
Burnu yormamak için arada uzaklaştırıp boş nefes almakta fayda vardır. Bir süre kokladıktan sonra burnu nötrlemek için kullanılan bir taktik de kendi dirseğimizin iç tarafını koklamaktır. Çünkü bir süre viskiyi kokladığınızda burnunuz artık ona karşı tembelleşir. Bu tembelliği kırmak için kendi dirseğimizi ya da elimizin üstünü koklamak faydalıdır.
Viskiye su katılması
Tadım sırasında viskiye su kesinlikle katılabilir. Yüksek alkollü viskilerde su, aromaların açılmasına yardımcı olabilir. Ancak su her viskide aynı şekilde çalışmaz. Bu yüzden damla damla ekleyip etkisini gözlemlemekte fayda vardır. Bazı viskiler söylediğimizin tam aksine su katılınca kapalı bir profile geçer.
Mesela profesyonel harmancılar bütün gün farklı fıçıları değerlendirebilmek için çoğunlukla tatmaz, koklarlar. Ancak bazen tatma ihtiyacı hissettiklerinde de viskiyi %20 ABV’lere kadar sulandırdıkları bilinir. Bu kadarını zorunda kalmadığınız sürece önermem. Su konusunda her viskiyi kendi içinde ele almak gerekir kısacası.
Viskiye buz katılması
Tadım söz konusu olduğunda buzdan kaçınmanız gerekir. Hızlıca iki sebep vermem gerekirse:
a. Soğukta aromalar kapanır. Tadımda amacınız mümkün olduğunca aromaları almaktır. İdeal tadım sıcaklığı 16-17 derece santigrat olarak bilinir. Buz içkinizi bunun çok altına indirir.
b. Buz size her yudumda daha sulu bir karışım sunar. Tutarlılığı yok eder. Kontrolsüz sulanmış bir içkiniz olur.
Viskiden viskiye geçiş
Eğer birden fazla viski tadacaksanız, hangi sırayla tattığınız kritik önem arz eder. Kabaca şu sırayı takip edebilirsiniz:
- Hafif – meyvemsi viskiler
- Vanilya – bourbon etkili viskiler
- Sherry etkili viskiler
- Turbalı / isli viskiler
Bir o kadar önemli bir başka sıra da düşük alkolden yüksek alkole doğru gitmektir. Her iki sıralamayı da takip etme sebebimiz baskın, ağzı uyuşturan içkileri sona atmaktır. Aksi takdirde bazı viskileri algılayışınız epey bozulur.
Sonuç
Gerçekten de herkes istediği gibi viski içebilir, fakat herkes istediği gibi viski tadamaz. Kalitesiz olmayan bir viskiyi, doğru kadehle, gerekirse bir miktar suyla, buzsuz şekilde tadabiliriz. Koku duyumuza hak ettiği değeri vermeyi unutmazsak, görsel işaretleri okumayı da bilirsek hazırız demektir!








