Bir viski blogu.
Longmorn 18

Longmorn 18 Secret Speyside, official bottling, 48% ABV, American Oak Barrels ve Hogsheads olgunlaşma, 18 yaşında, renklendirici bilgisi yok, soğuk filtrasyon yok, sonlandırılmış şişeleme
Skor: 9
Blog’un ilk 18 yıllık şişesini değerlendirirken biraz yaş meselesini konuşmak istiyorum. Yaşla kalite doğru orantılı mıdır, viski yıllandıkça nasıl değişir, yaşlı viskilerin daha pahalı olması normal midir gibi soruları cevaplandıralım. Güncel viski ortamında yaşın ne ifade ettiğine bakalım.
Öncelikle, viskinin yaşı dediğimizde yalnızca fıçıda geçirdiği süreyi kast ediyoruz. Viski gibi distile içkiler şişeye girdikten sonra yaş almayı bırakırlar, yani ücra bir tekelde bulduğunuz eski etiketli Talisker 10 hala sadece 10 yaşında.
Biliyorsunuz ki bir içkinin scotch viski olabilmesi için fıçıda minimum 3 yıl geçirmesi gerekiyor, ama İskoçya ikliminde 3 yıl çoğunlukla yeterli olmaz. Olmaz, çünkü viskiyi viski yapan şeylerin çoğu fıçının kattığı aromalardır. Tüketiciler de bunu bilir ve daha yüksek yaşlara rağbet gösterirler.
Fıçının viskiye kattığı aromalar kadar önemlisi, viski fıçıda durdukça birçok kimyasal değişime de uğrar. Bunlardan önemli bir tanesi aldehitlerin oksitlenerek esterlere dönüşümüdür. Bu süreç sayesinde gençliğe atfedilen keskin çimen, aseton gibi kokular meyvemsi kokulara dönüşür. Fıçı nefes alıp vererek viskiyi daha oturaklı ve keyifli hale getirir. Aynı zamanda fıçıda daha uzun dinlenmenin damaktaki bitişin süresini uzattığı bilinir, bu da yıllanmanın çok aranan bir getirisidir.
Peki daha yaşlı her zaman daha iyi midir? Böyle olmadığı iki senaryo hemen aklıma geliyor. Birincisi isli viskiler. Viskinin isliliği fıçıda zaman geçirdikçe azalır, daha yumuşak bir hal alır. Lagavulin 16 ve Lagavulin 8 kıyaslarsanız bu dediğimi hemen anlayacaksınız. Yüze tokat gibi çarpan bir turba lezzeti arayan birisi mutluluğu 3-10 yaşlar arasında bulacaktır.
İkincisi, fıçı etkisi yerine distilat etkisinin ön planda olması istenen durumlarda viskiyi fıçıda fazla uzun tutmamak daha doğru olur. Fıçıda durdukça meşe etkisi artar, doğru noktada çıkarmazsanız “fıçı basması” denen aşırı meşe etkisi noktasına gelebilirsiniz.
İşte bu yüzden en yaşlı ve pahalı viskiler (tattığımdan değil ne yazık ki) meşe etkisinin fazla yoğun olduğu viskiler olma riskine sahip. Hayatta birçok şeyde olduğu gibi viski yıllandırmada da bir “sweet spot” var, o da viskiye göre değişir ama en genel anlamda 15-21 yaş arası bir yerler oluyor. En yaşlı viskiler neden en pahalı o zaman diye sorarsanız, bu büyük oranda nadir olmalarından ve biraz da pazarlama hamlesi derim. Nadirlik de fiyat belirlemekte kalite ve lezzet kadar, belki daha da önemli bir belirleyici.
Değerlendirme
Gelelim Longmorn 18’e. Antalya’da bir tekelde denk geldiğime epey sevindim çünkü İstanbul’da girip çıktığım onca yerden hiçbirinde görmemiştim ve çok merak ettiğim bir viskiydi. Hemen bir çıkma Glenfiddich 12 kutusu ayarladık ve seyahate hazır hale getirdik.
Bu şişenin devamı gelmeyecek. Yeni versiyonları fıçı sertliğinde çıktı ve çok daha pahalı, üstelik Türkiye’ye gelmemiş de olabilir. Nesli tükendi yani ve bunun verdiği hafif bir hüzünle yudumluyoruz eşimle birlikte. Bendeki şişelemesi 2021’den.
Longmorn 18 Secret Speyside, official bottling, 48% ABV, American Oak Barrels ve Hogsheads olgunlaşma, 18 yaşında, renklendirici bilgisi yok, soğuk filtrasyon yok, sonlandırılmış şişeleme
Skor: 9
Meyveye yazılmış bir şiir
Burun: Otsu, çimensi, bolca sarı meyveler. Oldukça zengin bir burun. Kadehte bekledikçe tropik meyve notaları artıyor, burunda ekşileşiyor. Beyaz üzüm, elma, armut, bahar çiçekleri, maltsı, ekşi meyve kremalı bisküviyi anımsatan tarafları da var. Beyaz şarapvari bir karakter. Alkol çok iyi entegre olmuş, %48 gibi hissettirmiyor. Sanki bir parça fazla olgunlaşmış, geçkin meyveyi anımsatan bir tarafı da var.
Burunda bence 20 dakikadan sonra zirveye ulaştı. Ekşiliği törpülendi, daha hoş meyve ve pudra şekeri kokuları baskın hale geldi.
Damak: Meyve suyu değil de arpadan fermente edilip damıtılmış bir içki içtiğimi kendime hatırlatmam gerekti. Zaten gerçek meyveden olsa bu kadar bana hitap etmezdi sanırım. Tatlı – ekşi bir arada, bir lezzet cümbüşü. Alkolü biraz içimi ısıtmak dışında öne çıkmıyor, gövde sağlayıp kenara çekiliyor. Yeteri kadar uzun bir bitişi var. Damakta da iyi bir beyaz şarabı çağrıştırıyor. Damağı sıvayıcı ve yağlı.
Yorumum: Bu akşamki tadıma kadar ne kadar beğendiğimi fark etmemişim, belki de şişenin de biraz oksitlenmesi gerekiyordu. Bugün fark ediyorum ki Longmorn 18 meyve üzerine yazılmış bir şiir gibi. Normalde damakla ilgili notalar, yorumlar yazmakta buruna göre daha çok zorlanırım, ama Longmorn 18 resmen dilimi çözdü, övgüleri söke söke aldı.
Eşim bu şişenin normalden biraz pahalı olmasını protesto eder bir yerdeydi tadana kadar. Geçenlerde sordum bir tane daha görsek, hatta biraz daha pahalı olsa ne yaparız diye. Direkt alırız dedi. Bence de gördüğümüz anda ne yapar eder alırız. Bir daha bulamayacak olma hissi bir daha üzdü şimdi. Neyse, sürdüğü sürece keyfini çıkaracağız.







