Arran Quarter Cask

Burun

Damak

Bitiş

İskoç viskisiyle ilişki kurmaya başladıktan kısa süre sonra eminim bir İskoç haritasında viski bölgelerine rastladınız, bende öyle oldu. Islay, Speyside, Highland, Lowland… 150 civarı damıtımevi var İskoçya’da ve bunları bölümlere ayırarak anlamaya çalışmak herkesin işine yarıyor gibi. Denilene göre her bölgenin kendi karakteri de var: Speyside çiçeksi, Islay isli. Peki gerçekten öyle mi?

Cevabı önden vereyim, tam öyle değil. Bazı karakteristiklerin bölgelerde paylaşıldığını görüyoruz tabii, ama benim anlayışıma göre istisnalar kaideyi bozar. Çünkü istisnalar öyle birle ikiyle ifade edilecek seviyede değil. Viskiyi ciddiye alıyor gözüken birinin isli viski demek yerine “Islay viskisi” demesi kulağımı hep tırmalar mesela. Islay viskisi ayrı bir küme, isli viski ayrı bir küme. Gelin bu işlerin nereden çıktığını ve ne kadar geçerli olduğunu bir tartışalım, sonra da resmi olarak bölge bile sayılmayan “Islands”tan bir viski tadalım.

Nereden çıktı bu viski bölgeleri?

Coğrafya ve tarih ister istemez viski profilleri arasında bazı kaba farklar yaratıyor. Bu farklardan en barizi Islay ve diğer bazı adaların ağırlıklı isli viski üretmesi, anakaranın ise ağırlıklı issiz viski üretmesi mesela. Deniliyor ki 19. yüzyılda harmanlama işi patlayınca harmancılar bu tarz farklardan yola çıkarak, kendi aralarında işlerini kolaylaştırmak için kabaca bir bölgelendirme yaptılar. Sonradan bu bölgelendirmenin pazarlamada anlamayı ve anlatmayı kolaylaştırdığı görüldü ve bugün kabul edilen haline kadar ulaştı.

Terroir mı, insani sebepler mi?

Bölgesel farkların çoğunun karmaşık terroir değişkenlerinden değil de çok net ekonomik ve yasal sebeplerden olduğunu öğrenmek benim için eğlenceli olmuştu. Sizinle de bazılarını paylaşmak istiyorum.

Mesela Islay’da neden tarihsel olarak turbalı viski üretilir hiç düşündünüz mü? Öyle sevdikleri, öyle tercih ettikleri için değil, gereklilikten doğmuş aslında. Adanın coğrafyasından dolayı yeteri kadar ağaçları yok, dolayısıyla odunları da. İskoçya anakarasından odun ya da kömür de getiremiyorlar, adaya lojistik zor. Dolayısıyla ada zaten günlük enerji ihtiyacını düşük enerjili bir fosil yakıt olan turbadan karşılıyor modern çağa kadar. Maltı kurutmak için ocağı yaktıklarında da turbadan başka kullanacak bir yakıtları yok. Turbanın viskiye geçirdiği o fenolik is lezzeti bir tercih değil, başka şansı olmayan insanların alışması gereken bir yan etki yani. Tabi sonradan alışılıp sevilmiş ve bugün mecbur olunmadan, tercihen turba yakılarak malt kurutuluyor.

Bir başka tarihsel faktör de vergilerle ilgili. Highland’ın coğrafyası uzak ve dağlık olduğundan devlet kontrolü oralarda istenen seviyede değilmiş, dolayısıyla bu bölge politik açıdan ve vergi toplama açısından riskli görülüyormuş. Lowland’da ise şehirleşme daha gelişmiş, dolayısıyla vergi toplamak daha kolaymış. 18. Yüzyıldaki vergi sistemi de küçük üreticinin belini bükünce Highland’da yaygın kaçak üretim başlamış. Geceleri üretim yapıp, vadilerin içine imbikleri saklamışlar. Bunları mümkün kılabilmek için küçük imbikler, daha kısa neck, imbiği direkt ateşle ısıtma, hızlı distilasyon gibi zorunlu üretim süreçleri izlenmiş. Dolayısıyla Lowland’a göre daha ağır, yağlı, maltsı içkiler yapmışlar çünkü reflux, yoğun bakır teması gibi viskiyi hafifleten süreçlere ayıracak zamanları yokmuş. “Old-style Highland” karakteri büyük oranda vergilerin ve kaçakçılığın tarihiyle şekillenmiş yani.

Kaidenin bozulması için kaç istisna gerekir?

“Islay viskisi” denince akla turba geliyor evet ama şu an adanın en çok tutulan damıtımevi Bruichladdich turbasız viskileriyle de oldukça ses getiriyor mesela. Keza Bunnahabhain. Caol Ila’nın da turbasız özel serileri bulunabiliyor. 

Diğer taraftan anakara damıtımevleri kendilerine has “mainland peat” kullanarak birçok ekspresyon çıkarıyor, mesela BenRiach, Glendronach, Balvenie, Ardmore, vs.

Highland’da örneğin hangi ortak karakterden bahsedilebileceğini doğrusu ben kestiremiyorum. Ben Nevis ve Glenmorangie’nin arasında nasıl bir ortaklık kurabiliriz? Ya da Speyside’da Balvenie ve Mortlach arasında?

Konuyu şöyle toparlayayım, özellikle arpanın kaynağı belirtilmediği durumlarda terroirdan bahsetmek çok anlamlı değil. Damıtımevinin nerede olduğu çoğu durumda anlamsız çünkü damıtımevleri arpayı ülkenin diğer ucundan alıp fıçı dinlendirmesini ülkenin diğer ucunda yapabiliyorlar. Bölgelerin karakterlerinden bahsetmeye başladığımızda kuraldan çok istisna buluyoruz. Dolayısıyla restoran menülerinde, ya da viskiye giriş görsellerinde anlamaya yardımcı olsa da, yüzeyin biraz derinine indiğimizde viski bölgelerinin pek anlamı olmadığını anlıyoruz.

Değerlendirme

Konu epey genişmiş, adalar bölgesine gelemedik bile. Resmi olmayan bir bölge olan Islands, içinde Arran, Lagg, Jura, Tobermory, Highland Park, Scapa, Talisker, Torabhaig gibi damıtımevlerini barındırıyor. Resmi olarak Highland bölgesine bağlılar. Tüm yazıda bahsettiğim üzere zorlayarak bunlara bir ortak karakter atfetmeyeceğim, zira istisnaları yazmaya üşenirim.

Biz bugün Arran tadacağız. Aslında damıtımevinin adı “Lochranza Distillery” diye geçiyor, Arran adasında bulunuyor. 1995’te açılmış. Turbasız, temiz karakterli, meyvemsi viskileriyle biliniyor. Özellikle Arran 10 fiyat / performans listelerinde hep en tepede yer alıyor. Ayrıca en az 46% ABV, renklendirmesiz, soğuk filtrasyonsuz şişeleme yaklaşımlarıyla viski meraklılarının tüm beklentilerini ilk anda karşılıyorlar.

Bu şişe benim geçen seneki doğum günü hediyemdi, o yüzden ayrı bir kıymeti var. Şişe dizaynına bayılıyorum, şişenin şekli ve etiket çok kendine has ve güzel. Bunu da belirtip daha fazla uzatmadan viski yorumuna geçelim.

Burun

Damak

Bitiş

Skor: 7

Meyve sever misiniz?


Burun:
Kokladığım viskiler arasında en hoş meyve notalarına sahip olanı olabilir. Yoğun elma, armut, narenciye, ekşi meyveler, hindistan cevizi. Bunların her birini sarmalayan bir kremamsılık. Buraya kadarki kısmı toplayınca meyveli pasta yapıyor. Parlak ve kendini ifade eden bir burun. Alkol hissi var. Ben bu viskiyi 3 cl’e 1.5 – 2 çay kaşığı su hesabıyla seyreltiyorum. Sudan sonra parlaklık azalıyor, biraz daha baskılanmış ama hala meyve temalı ve hoş bir buruna geçiyoruz.

Damak: Dikenli, batıcı bir damak hissi var, hesaplarıma göre 43-45 derece ABV arasında düşürmüş olsam dahi dilin gerisinde alkol batması hissediyorum. Su eklemek burunda biraz kompleksite kaybettirse de damak için bana göre şart. Onun dışında tatlı bir damak. Yine kremamsı, meyvemsi. Önde elmalar armutlar, arkalardan narenciye alıyorum. Bisküvi ya da yulaf benzeri maltsı çağrışımlar da var. Ağzı oldukça ısıtan bir viski. Pek dolgun değil, ince bir ağız hissi var ama yüksek alkol bunu telafi ediyor. Yine de gençliği damakta ve bitişte belli oluyor. Bitiş kısa ve acımsı tatlar alabiliyorum. En son aşamada sütlü çikolata diyebileceğim bir yerde sonlanıyoruz.

Yorumum: Bu viskiye su falan katmadan uzun uzun koklamak gerekiyor. Viskiyi neden seviyoruz, neden bu kadar zaman harcıyoruz, karşılığında bize ne veriyor sorularının güzel ve yeterli bir cevabı gibi. 

Adında geçen Quarter Cask tabiri, standard fıçıların dörtte biri hacminde, 125L’lik fıçıları ifade ediyor. Elimizdeki viski bu fıçılarda bitiş görmüş. Bu bitiş, fıçı temasını arttırarak viskiye çok güçlü bir ex-bourbon karakteri kazandırıyor. Burunda parfümsü, pasparlak bir meyve bombardımanı yaratıyor.

Gelgelelim damağın bu kadar köşeli, batıcı, dengesiz olması bu viskiye bir eksi puan yazıyor. Alkolün hiç yuvarlanacağı, entegre olacağı vakti olmamış gibi. Gençlik hatası diye yorumluyorum. Daha önce belirttiğim gibi damak için burnun birazından fedakarlık edip su eklemek zorunda kalıyorum. Bu alkol derecesine su eklemek tabi ki normal, ama bu viskide bence hata seviyesinde bir batıcı alkol hissi var.

Globaldeki fiyatına baktığımda kesinlikle hakkını verecek bir viski. Bölge klişelerine girersek adalar karakterinden çok Speyside karakterine yakın. Ama siz bunları boşverin, bu yazıyı okuyacak kadar ilgili bir viskiseverseniz her damıtımevinin biricik karakterine kulak verin. Ya da burun. Bölge genellemelerinden çok daha isabetli olacak. Eğlencesi de burada, üşenecek değiliz ya?

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir