Bir viski blogu.
Maclean’s Nose

Maclean’s Nose, blended scotch, official bottling, 46% ABV, ex-sherry / potansiyel ex-bourbon olgunlaşma, NAS, renklendirici yok, soğuk filtrasyon yok, ülkemizde bulunabiliyor
Skor: 6.5
Single malt snobluğu diye bir tabir var. “Ben yalnızca single malt viski içerim, blended viski içmem” diyenleri kast ediyor. Bolca eleştirilen bir grup bunlar. Çoğunluğun tükettiği viskiyi dışladıkları, hakir gördükleri için pek sevilmiyorlar. Bugün bu konuya eğilmek istiyorum, bu single malt snobları çok mu haksız? Nereye kadar haklı? Harman viski içmeyelim mi? Biz en iyisi içmeden önce biraz konuşalım.
Geçenlerde pek viski içmeyen bir arkadaşımla konuşuyorduk bu konuyu. Harman ya da single malt viskilerden hangisini, neye göre seçeceğini merak ediyordu. Ona dedim ki senin için en iyisi harman viskiden tamamen uzak durmak. Bu yazının ana fikri de bu olacak: araştırmayan, vakit ayırmayan birisinin kaliteye ulaşmak için en yüksek ihtimali single malt viskileri tercih etmek.
Bu tartışmayı birisinin “single malt” birisinin “harman” olmasının ilk çağrışımları üzerinden yaparsak yanılmış oluruz. “Single malt” tabiri zaten oldukça yanıltıcı, sanki “single cask” gibi duyuluyor. Sanki harman değilmiş gibi duyuluyor. Ama single cask olmayan her viski harman aslında. Single malt sadece tek bir damıtımevinden çıkan bir harman, hepsi bu.
Neden “sadece single malt”?
Bu tartışmayı tarihsel bir yerden anlayabiliriz. Arpa maltı ve diğer tahılların viski üretimindeki hiyerarşisinden de anlayabiliriz. Viskiyle biraz ilgili herkes bilir ki daha katmanlı, daha kompleks, daha aromalı, daha makbul olan viski üretim metodu arpa maltı kullanılarak, bakır imbiklerde, batch usulü yapılan üretimdir. Daha ucuz, daha verimli, daha az kompleks, daha az aromatik, daha “votka gibi” olansa grain viskilerdir. Kolon imbiklerde, fabrikasyon üretilirler. Sıkıcı olurlar, üzerine konuşmaya nadiren layık olurlar. Viski sadece bunlardan ibaret olsaydı akşam akşam oturup blog yazıyor olmazdım.
Tarihsel olarak baktığımızda İskoçlar’ın viski konusuna çoğunlukla ticari bir yerden, işin “craft” kısmını pek umursamadan yaklaştığını görüyoruz. Ellerindeki kıymetli malt viskiyi kolay ve ucuz ürettikleri grain viskinin içinde boğmuşlar, blended scotch dediğimiz içkiyi üretmişler. Dünyayı kasıp kavurmuş, hala da başarısı devam ediyor. Görece ucuz fiyatlara viski satabilmek açısından başarılı olabilir, ama ucuz olsun diye nelerden feragat ediliyor?
İşte single malt snoblarını böyle bir tarihsel “kazık yeme travması” üzerinden anlamamız lazım. Çünkü 20. yüzyılın sonlarında single malt şişelemeler arttıkça viskinin asıl potansiyeli görülmeye başlandı. Single malt’larda hile hurda yapacak, ucuza kaçacak alan pek yoktu, dolayısıyla craft şişelemeler yıllar geçtikçe arttı. İnsanlar kaliteye alıştı ve kaliteyi talep etmeye başladı. Bu kişiler artık çoğunluğu grain viski olan blended scotchlardan uzak durmaya karar verdi.
Harman viski içilmesin mi?
Yine de yazının başında dediğim gibi, harman viskilerden uzak durmak gibi radikal bir hareketi yalnızca viskiye zaman ayırmayan casual viskiseverlere yakıştırabilirim. Çünkü viskiye biraz eğildiğinizde sayısız kaliteli harman viski olduğunu göreceksiniz / gördünüz. Grain viskinin oranı harmanın içinde abartılmadığında, kâr maksimizasyonu veya düşük fiyat için viski rezil edilmediğinde gayet başarılı harmanlar çıkarılabiliyor. Daha önce bahsettiğim gibi, zaten single malt viski de harman. Yani baş harmancılardan kaçamazsınız.
Snoblar haklı mı?
Kısacası ben “sadece single malt içiyorum” diyen insanları eleştirmiyorum. Bu insanlara onlarca yıl viski diye tatsız tuzsuz bir şey içirenleri eleştiriyorum. Böyle bir suistimalin üzerine verilen “overreaction”ı eleştirmeyi pek yerinde bulamıyorum. Ama viskiyi ciddiye alıp zaman ayırmak isteyenlere de mutlaka harman viskileri göz ardı etmemeyi tavsiye ederim. Bugün de aynen böyle göz ardı edilemeyecek, özenle yapılmış bir blended scotch viskiyi inceleyeceğim.
Değerlendirme
Daha yeni Ardnamurchan AD değerlendirmemi yayınlamıştım, hızımı alamayıp aynı damıtımevinin bir şişesine daha yer ayırmaya karar verdim. Kararımı hızlandıran en önemli şey şişenin bitmesine çok az kalması oldu. Biraz daha yazmazsam geriye üzerine bir şeyler yazacak bir içki kalmayacaktı.
Hem Ardnamurchan’ın, hem de Maclean’s Nose’un sahibi Adelphi adındaki epey prestijli bağımsız şişeleyici. Maclean’s Nose’un içinde %70’ten fazla malt viski içeriği olduğunu ve bunun scotch blend’ler arasında en yüksek oran olduğunu iddia ediyorlar. Doğal olarak bu malt viskinin çoğu Ardnamurchan’dan geliyor, ama içinde %5-6 civarı Campbelltown maltları da olduğu söyleniyor.
İsmine de değinmeden geçemem. Maclean’s Nose isminin garip bir rastlantıyla üst üste gelmiş iki sebebi var. Birincisi Charles Maclean. Benim de her tadımımda faydalandığım “Whiskypedia” gibi birçok kitabın yazarı, dünyanın en ünlü viski yazarlarından ve uzmanlarından biri olan Charles Maclean, Adelphi için çalışıyor ve bu viskinin adının birinci sebebi onun ünlü burnunu onurlandırmak. İkinci sebep ise Ardnamurchan damıtımevinin yakınında Maclean’s Nose adında denize uzanan coğrafi bir burun olması. Böyle bir şeyin denk gelmiş olması her düşündüğümde beni şaşırtıyor.
Maclean’s Nose, blended scotch, official bottling, 46% ABV, ex-sherry, potansiyel ex-bourbon olgunlaşma, NAS, renklendirici yok, soğuk filtrasyon yok, ülkemizde bulunabiliyor
Skor: 6.5
Her ortama uyar
Burun: Gerilerden is, dengeli bir coastal ex-sherry profili. Yoğun meyveli diyemem ama kırmızı meyveler alıyorum. Sanki bir parça grain viskiden gelen alkol kokusu burunda hissediliyor ama rahatsız edici değil. Kadehte bekledikçe ortaya kremamsı bir yumuşaklık ve parlaklık çıktı. Biraz da ekşilik katıldı karışıma.
Damak: Çok hafif isli, mineralik. Çok hafif tatlılık. Ardnamurchan’ı anımsatıyor kesinlikle. Kırmızı meyveler damakta da belirgin. Gövde ve yağlılık orta seviye. Alkol batma yaratmıyor. Kısa bir bitiş. Damakta kalan etki kremamsı ama aynı zamanda bitter. Biraz metalik. Bitişi biraz sorunlu buluyorum.
Yorumum: Charles Maclean’in her fırsatta dediği gibi blended scotch’lar tam bir “go-to dram”. Yani odağın viskide olmadığı anlarda, başka bir şeylerle uğraşırken, belki bir maç izlerken ya da oyun oynarken size gayet iyi eşlik edecek viskiler. Maclean’s Nose da benim için tam böyle. Uygun fiyatlı, ama craft kafa yapısından çıkılmadan üretilmiş. Şeffaflığı önemsiyor. Doğal sunuma dikkat edilmiş. Single malt snob’larını memnun etme olasılığı yüksek, ama araştırmaya zaman bulamaz ve bu viskiden uzak dururlarsa da onlara kızamayız.







